8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

İlayda Yalçın ( ÇGKD Lise Komisyonu )

Öncelikle bir düzeltme ile başlayalım. Bugünün adı “Dünya Kadınlar Günü” değil “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”dür. Bu uyarının sebebinin altında “emekçi” kelimesinin pek umursanmamasıdır. Oysa “emekçi”nin anlamı büyüktür.

Bugün dünyanın kaldıracı olan emekçi kadınların günüdür. Yani Kurtuluş Savaşı’nda omzunda cepheye mermi taşıyan kadınların, Nazilerin astığı Tanyaların, Abdocanları, Ali İsmail Korkmazları doğuran anaların günüdür. En çokta bugünün özel olmasına sebep olan; haklarını savunmak adına yakılarak katledilen 129 kadın işçi ve hala süregelen merdiven altlarında, sağlıksız, sigortasız şekilde çalışan tekstil işçisi ve birçok sanayi dalında çalışan kadınların günüdür.

Bu özel günde keşke savunduğumuz davada hakkımızı alabildiğimizi, heteroseksist eril zihniyetin sona erdiğini, kadınların her türlü istismara, tacize, tecavüze maruz kalmadığını söyleyebilmek ne güzel olurdu!

Evine gitmek için bindiği minibüste tecavüze uğrayıp işkence edilerek öldürülen Özgecan Aslan’dan, sırf gece evine geç saatte gittiği için tecavüze uğrayan on dokuz yaşındaki Elif’ten, Kayseri’de öğretmeni tarafından tecavüz edilip kendini silahla öldüren on sekiz yaşındaki Cansu Kınalı’dan, kocası tarafından şiddet gördüğü ve fuhuşa zorlandığı için “öz savunma hakkı”nı kullanıp kocasını öldüren ve müebbet hapis istemiyle yargılanan Çilem Doğan’dan, sırf transseksüel birey olduğu için önce tecavüze uğrayıp sonrasında parçalara ayrılıp yakılarak öldürülen, nefret cinayetlerine kurban giden, ve lgbti bireyi olduğu için ne medyada ne de o hassas insanların dilinde yer bulabilen Hande Kader’den sonra hiçbir şey değişmedi aslında.

Son yedi yılda %1400 artan kadın cinayetleri hakkında bu ülkenin Cumhurbaşkanı bile “Kadına şiddet abartılıyor.” dedi. Dikkatleri çeken bir kadının tecavüz edilmesi değilde gece yarısı “erkeksiz” sokakta ne işi olduğu, oldu. Kadının yaşayıp yaşamadığından önce saatin kaç olduğu, üzerinde ne olduğu soruldu. Öyle ki tecavüze uğrayan bir kadına “Üzerimde montum vardı. Açık değildim. Tahrik olamazdı.” savunusu yaptırıldı. Bir anne “Keşke kızım vurularak ölseydi de bu acıları çekmeseydi.” demeye maruz bırakıldı. (Özgecan Aslan cinayeti hakkında)

Yine “devlet büyükleri”nden gelen tepkiler ise “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya!” (Münevver Karabulut cinayeti hakkında-Tayyip Erdoğan) “Kızlarına sahip çıksalarmış.” (Münevver Karabulut cinayeti hakkında-Celalettin Cerrah) “Medya olayları abartıyor. Kadına şiddet algıda seçicilik.” (Artan kadın cinayetleri hakkında-Fatma Şahin) şeklinde oldu.

Yine kadını cinsel obje olarak görenler, aşağılayanlar, metalaştıranlar ve ikinci cins muamelesi yapanlar eksik olmadı. “Bir tane kadın mıdır kız mıdır bilemem.”(Dilşat Aktaş hakkında-Tayyip Erdoğan)

İnsanlara basit gibi gösterilen -ki aslında kadını aşağılayan ve ikinci plana atan- “kadın/kız” ayrımı yaptırıldı. Bunu çoğu kimse öyle kolay kolay kabullenmez belki ama özellikle erkeklere sunulan “kadına bakış” ya istismarı arttırdı ya da tecavüzlere karşı bakış açısı değişti. (Tecavüz ak’landı.) Türkiye cinsiyet eşitliğinde 145 ülke arasından 130. sıraya kadar geriledi.

Küçüklükten beri eril dil beynimize yavaş yavaş işlendi. “Kadın” kelimesi insanlara bir cinsiyetten fazlasını sundu. Nedendir bilinmez! Üzerine çok tartışılan ve çoğu zaman özellikle de erkekler tarafından gereksiz ve “feminist” bir tutumla abartıldığı düşünülen bir konu bu. Ancak farkındaysanız özellikle son yıllarda bu kullanım -bayan kelimesinin kullanımı- toplumsal bilinçaltımıza sızarak gitgide dilimizde kullanımı normalleştirilmeye çalışılıyor. Öyle ki artık kadınlar “kadın” demekten utanır hale geldi. Abartılan,gereksiz büyütülen bir tutum olduğunu düşünmeden önce konunun esas nedenlerini ve haklılığını bir kez daha anlatabilmek adına bu günü kutluyoruz veya her sene olduğu gibi tepkimizi ortaya koyuyoruz.

8 Mart ne ağlanacak ne de bayram edilecek bir gündür. 8 Mart bir mücadele tarihidir. 8 Mart’ı yapan işçi kadınlar, bu günü direnişlerle, grevlerle, eylemlerle, örgütlenerek ve savaşarak yarattılar. Kutsal anneler, itaatkar kadınlar, edepli kızlar için değil bunları yıkmak için…

“Kalkın kadınlar! Ve unutmayın ki bizim size ihtiyacımız var. Çünkü biz inanıyoruz ki, dünyanın yarısı siz iseniz devrim kavgasının yarısıda siz olmalısınız.”
-Che Guevara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.